jefLAERHJSHFBNHSJBGRAfhjglhjglfhblh
1
Kiraze Meme
jefLAERHJSHFBNHSJBGRAfhjglhjglfhblh
Startseite1
Startseite2
Startseite3
Startseite4
Startseite5
Startseite6
Startseite7
Startseite8
jefLAERHJSHFBNHSJBGRAfhjglhjglfhblh
Biyografi

Insanin kendisini tanitmasi veya simdiki anlamda biyografisini yazmasi, bazi kisilirce kisa ve öz olmali öyle yazilmali. Istiyorumki, hayatimda benim icin önemli olan anilarimi ve hasretlerimi, kendimce bu bölüme kayit etmek istiyorum...

Büyüklerimin anlattiklarina göre mecburi bir durum sonrasi, dünyaya gelmisim. Rahmetli Annem tutuldugu bir hastalik sonucu doktorlarin tavsiyesi üzerine beni dünyaya getirmis. Babaminda avrupaya cikacaginin sevinci ile, gitmeden önce bir cocuk daha yapayim dercesine, ailenin altinci  ve son cocuklari olarak, 1966 senesinde dogmusum. 

Cocukluk dönemini yedi yasima kadar köyde yani Kusca da gecirdim. O dönemde hatirladigim birkac olay var, köyümüzün etrafi daglarla cevrilidir. Kisin kar yagdiginda daga cikar altimiza naylon diyebilecegimiz bir parcayi koyar asagiya kadar kendimizi birakirdik. Bazen naylon parcasi altimizdan kayar ve biz asagiya kadar naylon olmadan varirdik.Aynisi olmustu bir keresinde, eve kadar kostum adeta donmustum eve vardigimda, evdeki teneke soba kipkizildi ve ben arkami dönerek sobaya yaklastim, o anda sanki soba beni kendisine cekti ve sobaya yapistim. Bugün hala sanki bir mühür gibi hala duruyor. 

Ufacik tefeciktik o soguk kis günleri, sabahin erken bir vaktinde koynumuzun altina bir tezek yerlestirip caminin yolunu tutardik elifbeyi ögrenmek icin. Bazen daha yoksul ailelerin cocuklari tezeksiz gelirdi, ve onlar iceri alinmazdi dis kapinin önünde bizleri izlerlerdi. Diger günler evimizin veya ahirin damina cikar türkü söylerdim, öylesine söylüyordumki istiyordum bütün köy duysun. Tabi o zamanlar türkce bilmedigimiz halde, türkce ezgiler söylüyorduk, Kürtce ezgiler ile ne yazikki tanismamistim. 

Babam bir gün Almanyadan geldi ben cocuklarimi sehirde okutmak istiyorum dedi ve bizi aldi konyaya götürdü. Konya da yasam türkce idi ve bizler türkceye yabanciydik abilerim biraz okulda ögrenmislerdi ama ne ben nede annem türkceye yabanciydik. Annem ölünceye kadar ögrenmedi adeta protesto etti ve bütün komsulariyla kürtce konusuyordu ve bazilarina kürtcede ögretmisti. Dilini kültürünü hic tanimadigimiz okulun siniflarinda okula basladim. Her kürt cocugu gibi bende dili cabuk kavradim ve kisa zamanda sinifin en basarili cocuklarindan biri oldum.

Rahmetli babam dini bütün bir insandi bizlerin de böyle olmasini istiyordu, abilerimle birlikte benide kuran kurslarina yazdirdi. Artik ücüncü bir dili veya kültürü tanimaya ögrenmeye calisiyorduk. Konyadaki yasam sinirlari belli bir yasam sekli idi herkes ayni farkliliklar sanki hic görünmüyordu. Okullarda müzik dersleride vardi ve ben bu derse cok merakliydim. Abim Selahattin benden dört sinif öncesine gidiyordu. Blok fülüt caliyordu beni bu merak sardi, ve daha sonra abim ögrendigini bana ögretmeye basladi. Böylelikle müzik ile ugrastim ve daha cok sevmeya basladim. 

Amcamin oglu irfan saz caliyordu hemde cok güzel calardi birlikte oturup saatlerce calar ve söylerdik. Kayserili Ahmet Icirgin arkadasimla birlite kücük bir gurupta kurmustuk.Hatta bir kac kez sahnede almistik ve o arkadasimla kan kardesde olmustuk halada öyleyiz... 

Yasamin insani ne ile karsiliyacagi, nasil bir durumla karsilasacagi, her zaman belirsiz bir hal almistir. \"Birina Res\" denilen hastalik sonucu Annemi cok kisa bir zaman icerisinde kaybettik. Onu kaybedisim icimde derin yaralara sebep oldu. Daha sonra Babamin almanyadan ülkeye kesin dönüs yapmasi ve kisa bir sürede eve baska kadini getirmesi ile birlikte, daha farkli hayat sürecine baslamis oldum. Onbir yasindaydim ablalarim abilerim hepsi evlenmis, ben o evde babam ve esinin yaninda yalniz biri gibiydim. 

Ilkokulu bitirdikten sonra, babam gönüllü olmadigim halde beni imamhatip okuluna yazdirdi, ve imam veya hatip olmak icin okula basladim. Imam hatip liseleri temelde siyasi olduklari icin aninda örgütsel durumlarla tanistirildik. Cogu kez zorla seminerlere veya yürüyüslere bizi  katiyorlardi. Kuran okumayi hele ezan okumayi cok seviyordum, ezani güzel okudugumdan dolayi konyanin bircok camilerinde ezan okuyordum. Okuldan sonra para kazanmak icin her türlü cocuk islerinde calistim. Cay evinde cay dagitiyor, pazarda bilyeli araba ile mal tasiyor, stadyumlarda soguk su satiyordum.Yasamin zorluklari ile bogusmaya calisiyordum. 

Büyük abim Halis bir gün askerden izine geldi, bizlere Ankarada birilerine rastladigini bunlarin kendilerine \"Apocular\" dediklerini ve cok kararli olduklarini, Kürdistani mutlaka kurmak istediklerini söyledi, ve kendisinde aslinda bunlara inandigini söyledi. Belkide hayatimda beni en cok etkileyen sözlerden biri bu olmustur. Kürt olusumuzun fazla farkinda olmasak bile bu söz bizi, hele beni cok etkilemisti. Ölümlerimizin cogu ani oluyor. Babami bir gün, ani bir kalp kirizi sonucu kaybettik. Bir insan icin cok erken yas denilecek bir durumla karsi karsiya kaldim. Abilerim ablalarim olmasina ragmen, artik yalnizlikla tanismis oldum.

Bir gün Danimarkada yasayan ablam Halime den bir haber geldi, beni yanina almak istiyordu. Bu habere cok sevindim, artik bir degisikligin olmasi gerekiyordu öyle düsünüyordum. Daha sonrada öyle oldu, ve ben 28 agustos 1980 de Danimarkaya geldim. Gelirkende bir durum oldu, nedendir bilinmez ucaktan indigimizde herkesin bavulu geldi bir tek benim bavul gelmedi, daha sonra göndeririz dediler ama gelmedi. Ve benim cocukluk döneminden sakladigim anilarim, fotograflarim hepsi kayip oldu hala ona cok yaniyorum. 

Danimarkada yepyeni bir hayata baslayacaktim artik. Her seyiyle farkli olan bir ülke evleri sokaklari insanlariyla farkli bir ülke. Cok kisa bir zaman sonra buradan hemen gitmek istedim. Yabanciydim cünkü, herkesin gözünde acinilacak, muhtac durumuna düsmüs bir insan, gözü ile bakiliyordum. Aksamlari odama gecer gurbet ezgilerini söyler fülütümü caliyordum. Ama artik gelmistim ve burada kalmak zorundaydim. Kisa bir süre sonra nasil olduysa bir firsat dogdu, danimarkanin baska bir adasinda yatili bir okula kayit yaptirdim. 

Okul meslek okulu idi, farkli dersler arasinda müzik derslerine katilmam daha yogunlasti, okula birlikte gittigimiz arkadasim Imdat cakmak ile müzik calismalarini yapmaya basladik. Imdat müzigi seviyordu yalniz müzik calamiyordu, artik ben kendisine bildigimi ögretmeye calistim. Romanyali bir müzik hacamiz vardi, cok iyi bir insandi bizlere cok sey ögretmisti. Okul iyi gidiyordu, ama bir süre sonra okulu birakip calismam söylendi. Onalti yasina bastigim gün bir fabrikada is basi yaptim. Okumayi cok istiyordum ama sartlar kosullar istemiyordu. Cocukluk arkadasim Bahattin Yildirimin evine gidip bol bol müzik dinliyorduk. Artik bende kendimi müzige verecektim. Ilk zamanlar nefesli calgilar üzerine calisiyordum, daha sonra ufak bir org aldim ve arkadasim imdat ile tekrar calismalara basladik. Cok hevesli ve heyacanla bulusup müzik yapiyorduk.

12 eylül 1980 askeri darbe sonrasi avrupanin bir cok ülkesine mülteci akini basladi, dogal olarak danimarkayada mülteciler geldi. Bunlarin cogunlugu TKP kökenli partilere mensup insanlardi. Kisa sürede bir cok bölgede örgütlenmelere gittiler. Öteden beri toplumsal iliskiler ilgimi cekmistir. Türkiyeli Isciler Birligi adi altinda bir dernek vardi o dernege gidip gelmeye basladim. Toplumsal iliskilerin, örgütlenmelerin önemini her gecen gün ögrenmeye basliyordum. Aktif bir yasam icerisinde olmayi her zaman ilke olarak kabul ettim. Dernegin kültürel faaliyetlerinde yer aldim, öte yandan ilk kurulmus, lokal radyo programlarinda sunuculuk yaptim. Farkli ugraslar icerisin de olmayi seviyorum, bu nedenle varsa bir yetenegim onu kullanmam gerekir diye düsünürüm. Örgütlenme icerisinde bulundugum kisilerde acik acik kürt olgusuna karsi bir durus vardi. Bende onlarin arasinda israrla kürtlügümü yasiyor ve yasatiyordum. Daha sonra birlikte kurdugumuz radyoyu tamamen kendim calistirip, gö
cmen radyosu olan ismini degistirip \"Radyo Hawar\" yaptik. Hala bu radyo danimarkada faaliyet gösteren en eski kürt radyosudur.

Müzik calismalari yogunlasiyordu 1986 yili Dünya baris yili ilan edilmisti. Bizlerde üc türk kökenli arkadasim ile birlikte bir grup olusturduk, isminide Baris´86 koyduk o günden beri ayni ismi kullaniyoruz. Baris yili dolayisiyla yapilan etkinliklere kurdugumuz cocuk korosunu cok önemli sahnelere cikardik. Müzigi seviyorduk gurup calismalarina cok önem veriyorduk. Kisisel siyrilmalar yerine, gurup olarak birseyler yapmak istiyorduk. Album yapma düsüncesi taa o yillarda olustu ama maalesef bir türlü sartlari yakaliyamiyorduk. Etrafimizda gelisen siyasal durumlar siyasi bir durus sergilemeyi dayatiyordu. Kürt özgürlük hareketinde yer aldim, olabildigince kültürel calismalar icerisinde yer aldim destek ve katki sundum. Bu arada cocukluk askim Halime ile evlendim ve ilk kizimiz Berivan dünyaya geldi. Artik ismiyle cismiyle bir kürt kizinin babasiydim bu bana garip bir mutluluk veriyordu. 

Nasil olduysa bir ara akrabalar tarafindan ticarete atilmam söylendi, bende fazla düsünmeden teklifi kabul ettim ve kaldigimiz mahallede bir dükkan vardi onu satin aldik. Yaklasik bir bucuk sene o dükkanla ugrastim, yasim yirmibir idi ve ben ticaretin ben olmadigini görüyordum.Ticaretin beni baskalastiracagina düsündüm ve hemen bir baskasina devir ettim. Daha sonra müzik calismalarina yogunluk verdik ve bir süre sonra calismalara, Ishak Köylü ve Mustafa Babaoglu katildi daha zengin bir gurup halini aldik. Var olan müzisyenlerin cogu bireysel calismalar yaparken biz gurup calismasinda israrliydik, özellikle kürt ve türklerden olusan gurup bizim yasam felsefemizi sembolize ediyordu. Kisi olarak her zaman kürtlerle türklerin bir arada olmalarini, sorunlarini, hatalarini ve toplumsal kusurlarini birlikte cözmelerinden yanayim. Kardeslik kavramina olan inancimi korumakla birlikte, mevcut anlasilan haliyle bu kavramin dengesiz bir kardeslik olusturdugunu, ve bunu dengelemekte hepim
izin görevi oldugunu düsünüyorum.

Toplumsal öz kültürün ileriye dogru, gelismesiyle birlikte farkli toplumlar arasi iliskilerin, daha saglikli gelisecegine olan inancim, benim her zaman kültürel calismalar icerisinde olmaya itti. Bu nedenle hem dernek bünyesinde hemde kendi grup calismalarim arasinda cocuk ve genclik koro calismalar her zaman temel calisma alanlarim oldu. Cocuk korolari veya genclik korolari kurup onlari gösterilere sahnelere cikarmak benim en cok zevk aldigim calismalardir. 1991de danimarkada ilk defa yapilmis \"Göcmenler Müzik Günü\" adi altinda bir etkinlik yaptik. Bu etkinlige danimarkada faaliyet gösteren bütün müzik guruplarini bir araya getirdik ve gercektende, bu etkinlik o günlerde büyük ses yapmisti. Ayni sene 1. Kürdistan Ulusal Kültür Festivali almanyada düzenleniyordu ve biz bir grup olusturup oraya katildik, büyük bir mutluluktu.

´90 li yillar basinda sonuna kadar inaniyorumki bir cok insan icin hararetli yillar olmustur. Ideolojilerdeki alt üst oluslar bir cok insanin kendisini yenilemeye kendisinde bir durus sergilemeyi dayatiyordu. Özellikle Kürt Özgürlük Hareketinin gelismesi ve halklasmasi insanlari harekete akin etmesine sebep olmustur. Göcmenligin,  farkliligin, kürt olarak ezik bir yasami sürdürmenin sonucu, özgür vatan istegi gönüllerin özlemi ve hedefi haline gelmistir. Bizlerde bu yillarda, halkimizin kültürel faaliyetleriyle ilgileniyorduk.\"92 Yilinda bir kizimiz daha oldu, güzel yillardi ismini Mizgin koyduk. Ücüncü kizimiz Zilan `96 yilinda dogdu. Kizlarimla birlikte kültür calismalarina katiliyor ve yürütüyordum. Med tv kurulmustu merkezi Belcikada ve biz bir grup olusturarak oraya davet edildik. Cok büyük bir heyecan idi, ilk defa kendi televizyonumuzda bir program yapacaktik. Orada bir konsere birde Sanesin programina katildik.

Iki bin yilina yaklasirken gökyüzünde dolasan bulutlar, özellikle halkimiz icin hicde hayirli bir hava estirmiyordu.´99 da Kürt halk önderi Abdullah Öcalanin teslim alinmasi, her kürt insani gibi benimde ruhumda büyük eziklige sebep oldu. Cok gecmeden abim Halis, bir demokrasi eylemine giderken tutustugu özgürlük halayinda, yasamin yüklenmelerine dayanamayip ani bir kalp krizi gecirerek yasama veda etti. Daha nefes almamistimki, iki hafta önce danimarkada bir konserde birlikte oldugumuz, cok sevdigim saygi duydugum, sevgili Ahmet Kaya yi kaybettik. Aci üstüne aci geliyordu ve biz halk olarak alismaliydik, acilari bal eylemeliydik. Iki bin iki yilinda bir oglum oldu. Isminide zaten o niyetle olusan onun tekrar dünyaya geldigini düsünerek Havar Halis koyduk. Heyecanim tekrar gelmisti gelmesine ama genede yillar geciyordu yillarin gecmesine zamani durdurmaya kimsenin gücü yetmiyordu. Benim icin bu yillar itiraf etmem gerekirse, kendi izahimca gevseme veya fazla birsey yapmama yi
llari diyebilirim.

Album yapma istegi daha öncede belirttigim gibi öteden beri icimde olan bir özlemdi. Bunu mutlaka gerceklestiricegimi biliyordum, bundan dolayi zamanin gelmesini ve sartlarin olgunlasamasini bekliyordum. Kendimi artik bu konuda yogunlasmaya verdim.Yasadigim mekanda sartlarin ve imkanlarin olusmasi ile birlikte ise basladim. Ve yaklasik on ay süren yogun bir calisma sonucu \"Êdi Bese Were\" ismi altinda albumu cikardim. Album ciktiktan sonra genel olarak iyi sayilabilecek bir album oldu. Ben kendim o günlerde yasadigim bazi tatsiz ve stresli calismadan ötürü bazi yerlerde sesime yansidigini görüyor veya duyuyorum. Album yapma düsüncesi olustuktan sonra hem melodik, hemde ritimsel anlamda farkli olmasi icin gayret ettim ve gercektende eksikleri olmasina ragmen kaliteli bir ürün ortaya cikti. Tabi burda müzikal anlamda ayni düsünceye sahip oldugum sevgili arkadasim Kadir Demir in göstemis oldugu emek ve yetenegi belirtmem lazim. Herseye ragmen varsa icinde bir özlemin onu giderm
ek gösterilen her caba veya emek bir büyük degerdir, öyle görmek lazim.

Her hangi bir insan yasaminda sanmiyorumki, dert olmasin celiskiler olmasin hersey iyi veya dogru gitsin. Herkes su veya bu anlamda bir cok sorunlarla ugrasiyor. Ama bizler göcmen kuslari gibi özgür vatan topragina sahip olmayisimizin sebebi ile, yüreklerimizdeki özlemin yerini bulmasini cogu zaman geciktiriyoruz. Yasadigimiz dünya her nekadar maddi ve manevi olarak, bizlere bazi kolayliklar saglamis olsada insanin dogal ruh zenginligini fakirlestirdi ve yalnizlastirdi. Insanlar arasi iliskilerin günden güne anlamsizlastigi, dostlugun ve yandasligin degersizlestigi bir zaman biriminde yasiyoruz. Kimsenin kimseye zamani olmadigi, herkes tutunmus olduga dala vaya dal sandigi duruma yapismakla meskul. Bu durumun gecici bir zaman birimi oldugana inacimi koruyarak insanlar arasi iliskilerin, dogal yapisina dönmesi özlemini her zaman icinde tasiyorum.

Burada belirttiklerim kendimce, bu güne kadar yasadigim, üzerimde etki birakmis yasanmis yillarimdir. Belki bazilarina asiri kacmis veya gereksiz gelebilir. Ama bana göre her hangi bir insanin hayatindan bile büyük romanlar cikabilir. Önemli olan yazilmasidir yaziya dökülüp hem kendin icin dersler cikarip, hemde olacaksa bir faydasi baskalarinin okuyup degerlendirmesidir.      

Insanin yasamindaki bu tür \"anilar\" unutulmaz ve yüreklerde her zaman tazeligini korur.

Necati Gezen 15.09.2007

 

 


This site is powered & hosted by